TOPLUM 5.0 VE DİJİTALLEŞEN SAĞLIK, EMNİYET, ÇEVRE

Havaş, Yönetim Sistemleri Müdürü Başak Helen TAŞKAN:

Teknolojinin toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanması ile ekonomik ve sosyal bir reformu hedefleyen Toplum 5.0 felsefesi; bugünün Sağlık-Emniyet-Çevre politikaları için belirleyici konuların başında gelmektedir. 

Japon Ekonomik Organizasyonlar Federasyonu Keidanren’in Toplum 5.0 ışığında hazırladığı çalışmada ilk insanın doğuşundan bugüne kadar olan süreç beş bölümde değerlendiriliyor; avcı toplum, tarım toplumu, endüstriyel toplum, bilgi toplumu ve akıllı toplum (Toplum 5.0).

Yaşlanan dünya nüfusuna karşı çözümler geliştirmeyi, sanal dünya ile gerçek dünyayı entegre olarak işler hale getirmeyi, toplumun çıkarlarını gözeterek nesnelerin internetinden faydalanmayı ve çevre kirliliği ile doğal afetlere çözüm yolları geliştirmeyi hedefleyen Toplum 5.0 dönüşüm sürecinde çeşitli engellerle karşılaşılacağı öngörülmektedir. Makro seviyedeki bu toplumsal dönüşümde, toplumların işbirliği ile yıkılması gereken beş önemli bariyer şöyle tanımlanmıştır:

  • Hukuk sistemindeki engeller
  • Nesnelerin dijitalleşmesindeki bilimsel boşluklar
  • Kalifiye personel eksikliği
  • Sosyo-politik önyargılar
  • Toplumsal direnç

Sözünü ettiğimiz toplumsal dönüşümün kritik noktalarından birisi olan dijital dönüşüm hareketine mikro düzeyde insanın, makro düzeyde ise toplumların nasıl hazırlanacağının netleştirilmesi oldukça önemlidir.

Bugün hayal edebildiğimiz her şeyi gerçekleştirebileceğimiz bir çağdayız ve bu durumun endüstrilerin SEÇ dünyasını göz ardı edilemeyecek şekilde değiştireceği açıkça gözükmektedir.

Dijital devrim bizlere SEÇ yönetiminde heyecan verici gelişmeler sunmaktadır. Yönetmemiz gereken yeni riskleri tanımlamak ve aynı zamanda bunları yönetmek için yeni araçlar tasarlamak bunlar içerisinde sayılabilir.

Bir ampule monte edilen, bir boruya batırılmış veya atölye zeminine takılmış; ortam şartlarını anlık izleyip ölçen, insanları riskler konusunda uyaracak gerçek zamanlı veri ile limit aşımında operasyonu durduracak merkezi sistemleri besleyen, veriyi yakalayıp anında iletebilen sensörler; havadaki, su ve tüketim maddelerindeki kimyasallara ilişkin maruziyet verisini toplayan bileklikler; yük ve sürüş peformansını izleyen, olaylardan ve olay anındaki koşullardan anında haberdar eden ve ilgili yöneticiyi bilgilendiren araç takip sistemleri; sürdürülebilir yakıt tasarrufu ve emisyon azaltımı sağlamak amacıyla çalışma ortamını ve güzergah verisini sürekli olarak toplayarak analiz eden araç yazılımları ve bunlar gibi birçok heyecan verici gelişme bizleri bekliyor.

Manuel veri toplama sistemleri bize verinin alındığı andaki koşullara ilişkin bilgi sağlarken, sürekli ve gerçek zamanlı örnekleme büyük fotoğrafı görmemize olanak sağlayacaktır. Bu daha doğru ve eksiksiz veri profili oluşturulmasına, erken dönem kök sebep analizi yapılmasına ve düzeltici faaliyetlerin başlatılmasına olanak sağlayacaktır. İnsanları akıllı robotlarla değiştirirken, koşulları yönetmek için sensör teknolojisini kullanarak, bir sonraki SEÇ olayını tahmin etmek ya da engellemek amacıyla organizasyonun tüm süreçlerinden toplanan bilgilerle birleştirdiğimiz verileri görselleştirerek, analiz edecek yeni nesil uyum stratejileri geliştirmeliyiz.

Risk ve uyum yöneticilerine yüksek seviyeli riskler hakkında gerçek zamanlı, eyleme dönüştürülebilir içgörüler sağlayacak olan bu stratejiler; daha etkin kaynak optimizasyonu ve risk kontrolü yapılmasına imkan verecek, kayıpları azaltacak ve önleyici süreçleri güçlendirecektir.

Bir dönüşümün, bir devrimin eşiğindeyiz. Zaman; yönetmemiz gereken, yeni riskleri öngörme ve aynı zamanda bu riskleri yönetmek için yeni araçlar tasarlama zamanıdır.

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.