TAŞERON MU, ALTİŞVEREN Mİ?

Alt işveren, müteahhit, yüklenici, taşeron terimleri iş hayatımızın parçası haline gelmiş olsa da, oldukça fazla karıştırılmakta ve sonucu çok ciddi maddi ve hukuki boyutlara varabilecek, mevzuata aykırı durumlar görülmektedir. Terimlere tek tek bakacak olursak:

Alt işveren (taşeron) bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir.

İşin gereği ve teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Daha önce asıl işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Bir işin yardımcı iş olarak değerlendirilebilmesi ve dolayısıyla alt işverene yaptırılabilmesi için o işin doğrudan yapım/üretim süreci içinde yer almaması gerekir. Üretim yapan fabrikalar için temizlik, yemek, güvenlik, nakliye gibi işler gösterilebilir.

Asıl işveren – alt işveren ilişkisi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde ve Alt İşveren Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin çalışanlarına karşı kanun, yönetmelik ve alt işverenin taraf olduğu sözleşmelerden doğan tüm yükümlülüklerden, alt işveren ile birlikte sorumludur.

Bu itibarla asıl işverenin, alt işveren işçilerinin uyması gereken iş sağlığı ve güvenliği kuralları ve bu konuda gerekli önlemlerin alınması ile olası bir iş kazası halinde meydana gelecek zararlardan da alt işveren ile birlikte sorumludur.

Yasal sınırlamalara uyulmaksızın bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulması muvazaaya neden olacaktır. Muvazaanın tespit edilmesi halinde ise alt işverenin çalışanları başlangıçtan itibaren asıl işverenin çalışanı sayılarak işlem göreceklerdir. Ortaya çıkacak maddi ve hukuki yaptırımlardan asıl işveren sorumlu olacaktır.

Müteahhit (yüklenici) eser sözleşmesiyle üstlendiği edimi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek ifa eden; meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlü olan gerçek veya tüzel kişidir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenici ve iş sahibi arasında yapılan eser sözleşmesi ilişkisi ise Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Yüklenici, işi yaparken alması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden ve işçisinin iş kazasına uğramasından kural olarak tek başına sorumludur. Olası bir iş kazası halinde iş sahibi sorumlu tutulamaz. Fakat, iş sahibinin asıl işi gerçekleştirdiği sahada gerçekleşmesi muhtemel bir iş kazasının, tüm çalışanlar ve maddi değerler (bina, makine, ekipman vb.) bakımından risk oluşturacağı açıktır. Bu durumda iş sahibinin, yüklenicinin yönetim hakkını ihlal etmeksizin, iş sağlığı ve güvenliği bakımından gözetim yapması yerinde olacaktır.

Asıl işveren – alt işveren ilişkisi kurulurken ilgili şartların çok iyi incelenmesi, işveren-yüklenici sözleşmelerinde sorumlulukların net bir şekilde sınırlandırılması, şahıs ve şirketleri ilerde meydana gelebilecek risklerden koruma açısından önemli bir gerekliliktir.

Hürriyet İK’daki köşe yazısı için tıklayın.