İzgören Akademi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şerif İzgören ile Röportaj

İzgören Akademi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şerif İzgören:

 

“Orhan Veli Kanık, henüz 36 yaşındayken belediyenin açtığını bir çukura düşerek hayatını kaybetti. Şayet 70 yaşına kadar yaşayabilseydi belki de en güzel şiirlerini yazacak ve dünyanın en önemli şairi olacaktı. Yaşanan tüm bu gerçekler ülkemizde geçmişten günümüze bazı şeylerin değişmediğinin somut bir göstergesi maalesef.’’

 

Yazdığı kitaplar, verdiği seminerler, yaptığı konuşmalar ile binlerce insana ilham olan Ahmet Şerif İzgören, Safety Management Türkiye’nin konuğu oldu. İş Sağlığı ve Güvenliği’nden, Türk iş dünyasına ve büyük bir özveri ile yürüttüğü projelerine kadar tüm merak edilenleri sizin için sorduk. Yoğun temposuna rağmen bizi kırmadığı için bir kez daha teşekkür ederiz. Keyifli okumalar…

 

SM Türkiye:  Uğur Böcekleri Derneği 2004 yılında İzgören Akademi tarafından kuruldu ve hızla büyüdü. Siz de bir uğurböceğisiniz. Kimlere uğur getirdiniz?

Ahmet Şerif İzgören: Organize iyilik yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çok sayıda konferans veriyorum. Katılımcılar arasındaki gençlerin bir şeyler yapmak istediklerini gözlemliyorum ancak önlerinde bir model yok. Buradan hareketle öncü bir proje başlattık. Birlikte bir eğitim sürecine girdik. Eğitim kolay bir şey değil elbette ama başardık. Bizim temel çıkış noktamız dürüstlük, vatan sevgisi ve hoşgörü oldu. Dürüst kalarak da bu ülkede güzel şeyler yapabileceklerini anlattık onlara. Ve ne mutlu ki 150’den fazla projeyi haya geçirdik.

Ne yaptık meselâ? Denizli’de küçük bir kız babasıyla birlikte kütüphane yaptı. İçini çocuk kitaplarıyla doldurdu. Urfa’da bir köyde meyve çekirdekleri 2 ay boyunca atılmadı. Toprağa ektiler, fidan haline getirdiler. 161 tane ağacı bu doğaya kazandırdılar. Burada olay sadece 161 ağaç meselesi değil. Bu çocuklar içinden Hayrettin Karaca’lar, Türkân Saylan’lar çıkarabilmektir. Biz onlara ufuk açmaya çalışıyoruz. Bunun gibi pek çok proje var.

Mardin’e, Hakkari’ye, Türkiye’nin her yanına gidiyoruz. Ve onlara ağaçları sevmeyi öğretiyoruz. Derneğe dönüştü şimdi. Batı’da yapılan araştırmalarda vakıf ve derneklerin proje için toplanan paranın yüzde 70’inin giderlere harcandığı belirtiliyor. Bizim derneğimizin bir tane çalışanı var tam zamanlı o kadar. Bu kapsamda şu ana kadar verdiğimiz seminer sayısı 3 bin 500’ü geçti, 4 bin 500’ü aşkın insana gönüllü konferans verildi. Gönüllü projelerde hiçbirimiz gittiğimiz yerden ücret almıyoruz. Çok büyütmeden, çok fazla kişiye de duyurmadan bu projelerimizi sürdürüyoruz. Meselâ sadece bu hafta 5 -6 köyde bu tür eğitimler veriliyor.

 

 

SM Türkiye: Projelerde öncelikli olan kesim çocuklar mı?

Ahmet Şerif İzgören: Evet. Yatılı bölge okulları, olabildiğince köy okulları, sevgi evleri öncelikli hedeflerimiz. Şu an için bölgeyi seçme şansımız yok. Hangi noktada iyi yetişmiş bir uğur böceği var ise o koşturuyor.

 

SM Türkiye: Önemli bir köprü oluşturuyorsunuz gönüllüler ve çocuklar arasında…

Ahmet Şerif İzgören: Evet. Bunu hep gerçek örneklerle yapıyoruz. Aşık Veysel’in köyünü nasıl yeşillendirdiğinden, Kurtuluş Savaşı’ndaki inanca kadar tarihimizden örnekler veriyoruz. Son dönemde şöyle bir bağış sistemi açtık. Seminerlik sponsoru veriyoruz. Sizin sponsor olduğunuz bir eğitmen, adınıza gidip seminer veriyor. Hiç olmazsa derneğin bu sayede bazı masraflarını karşılamış oluyoruz.

 

SM Türkiye: Size göre başarının olmazsa olmaz kriteri nedir? Sıkça dile getirdiğiniz yurt sevgisi, hoşgörü neleri harmanlıyor?

Ahmet Şerif İzgören: Üniversite öğrencileriyle buluşmamda bir öğrenci çıktı ve dedi ki “Bizim bu ülkede önümüz tıkalı…”  Ve ben de ona şunu söyledim “Evet bu ülkede terör, yolsuzluk, ekonomik sıkıntı … gibi burada sayamayacağım pek çok kötü şey var. İnanılmaz az sayıda kütüphanemiz var, inanılmaz az sayıda kitap okuyanımız var. Bunları söyleyin ama ne olur sakın bana bizim önümüz tıkalı demeyin.”

 

SM Türkiye: Başarının insanların konfor alanından uzaklaşması ve risk almayı bilmesiyle ilgili olduğuna inanıyorsunuz o halde ?

Ahmet Şerif İzgören:  Elbette öyle… Tarih bunun örnekleriyle dolu. İlk aklıma gelen Hasan Tahsin oluyor… Bunlar karşısında Steve Jobs / Apple ile ilgili verilen örneklerin çok bir hükmü olacağına inanmıyorum.

 

SM Türkiye: Başarının tek bir tanımı var mı peki sizce?

Ahmet Şerif İzgören: Ben başarının tanımını hiç yapmadım. Çünkü bunun insanları sınırlandıracağını düşünüyorum. Şimdi bisikletle köy köy kitap dağıtan bir çocuğun başarısı mı daha büyük yoksa bilmem kaç milyon dolarlık ihale alan bir iş adamının başarısı mı daha büyük?

 

SM Türkiye:  Bir önceki soru aklıma beyin göçü gerçeğini getirdi. Bu konuda kişisel düşünceniz nedir?

Ahmet Şerif İzgören: 2017 ve 2018 yılı rakamlarına göre çeşitli nedenlerle ülkemizden ayrılan kişi sayısı 576 bin. 5 tane benim çok yakın dostum ayrıldı, 600 bin Türk’ün Londra’da olduğu ifade ediliyor. İnanılmaz bir beyin göçü yaşanıyor. Maalesef iyi okullarda okuyan çocukların yüzde 90’ı da yurtdışına gidiyor. Bizim bu çocuklara çalmadan, çırpmadan da başarılı olunabileceğini bir şekilde anlatmamız lâzım.

 

SM Türkiye:  Gidenlerin bencillik yaptığını düşünüyor musunuz?

Ahmet Şerif İzgören: Hayır. İnsanlar niye gidiyor onu konuşmak lâzım. Bu insanlar daha çok ‘‘benim çocuğumun geleceği ne olacak?’’ sorusuna cevap arayan insanlar. Daha önceden günde 3 iş başvurusu varken şu anda 10 iş başvurusu alıyoruz. Ve ülkede işsizlik yokmuş gibi davrandığınızda esas kayıp o zaman başlıyor diye düşünüyorum.

 

SM Türkiye:  Sizi dinlemeye gelen insanların ortak özelliği nedir?

Ahmet Şerif İzgören: Aslında gazete ve röportaj taleplerini kabul etmiyorum bildiğin gibi. Bir seminerin çıkışında bir genç geldi yanıma ve “Hocam, sağcı mısınız solcu musunuz onu görmeye geldim. Bir örnek verdiniz sağcı dedik ama başka bir örnekle bu tezi çürüttünüz solcu olduğunuzu düşündük. Nitekim konferans bitti biz halâ bu sorunun cevabını bulamadık” dedi. Ben de onlara dedim ki “Kendi doğrusu olmayan adamlar başkalarının doğrularının peşinden giderler.” Konferans sonunda sağ /sol her iki grubun da yer aldığı salon topluca alkışladı beni.  Bize düşen bu insanları birleştirmektir. Bugün Avustralya’da Yeni Zelanda’da halâ bizi anıyorlar. Ben Türk’üm dediğinizde ayağa kalkıyorlar. Liderlik onları bir araya getirebilmektir diye düşünüyorum.

 

SM Türkiye: Büyük, orta ölçekli kurum kuruluşlarda iş insanlarına yönelik seminerler veriyorsunuz. Türk iş dünyasının en belirgin özelliği nedir?

Ahmet Şerif İzgören: Çok belirgin bir model yok aslında. Yani belki dükkânlar, mağazalar büyüyor ama halâ yazar kasanın başında oturmaya devam ediyorlar. Yani görsellik değişiyor ama zihniyet aynı kalıyor. İşi yönettiğini zannederken, iş insanları yönetiyor aslında. Bazı patronlardan duyuyorum “Tatile bile çıkamadım bu sene” cümlesini. Ben de 6 şirkette Yönetim Kurulu Başkanıyım, yılda 2,5 ay tatil yapıyorum. Hayat bana bir şey öğretti insanlara düzgün eğitim verirseniz, haklarını, hukuklarını net olarak belirtirseniz ona sahip çıkıyorlar ve işi alıp yürüyorlar. Meselâ genelde duyuyorum işte Starbucks her yerde vs diye… Biz Turkish Coffee Truck’ı kurduk ABD’de. Şu anda tüm dünyada en fazla kahve satan yerlerden biri. Doğru prensipleri koyduğunuzda yürümeyecek hiçbir iş yok. 22 – 23 yıldır çalışan arkadaşlarım var yanımda. Maaşlarımızı bir gün geciktirmedik. Ama biz şunu biliyoruz biz devletten daha güvenilir olmak zorundayız. İş ahlâkını, iş prensiplerini öğrenmemiz lâzım bizim. Teknolojinin önemini anlattığım seminerime bir gün değerli iş insanı İshak Alaton da katıldı. Bu anlatacağımı lütfen yanlış anlamayın. Ayakta alkışladı beni ve dedi ki “Artık e-postalarımı asistanım değil ben atıyorum.” Yani hayatta her zaman öğrenilecek bir şeyler vardır. Ben buna inanıyorum.

 

SM Türkiye: Türkler yönetmeyi mi yönetilmeyi mi daha çok seviyorlar?

Ahmet Şerif İzgören: Yönetmeyi çok seviyorlar. Gerçi 10 yıl öncesinin bir araştırması ama tabloyu net görmen için anlatacağım. ABD’den 12 çocuktan bir tanesi kendi işini kurmayı plânlarken, Türkiye’de iki çocuktan biri kendi işinin patronu olmak istiyor. Ama arada harcanması gereken emeği kimse göz önünde bulundurmuyor maalesef.

 

SM Türkiye:  Aile şirketlerini kim yönetiyor peki?

Ahmet Şerif İzgören: Aile şirketlerinde en karizmatik kişi genelde işin başında. İtalyanlarda da böyle. İşi öğretmek, büyütmek, sürdürmek kültürü İtalya’da daha fazla var.

 

SM Türkiye: Safety Management Türkiye’nin ihtisas alanı İş Sağlığı ve Güvenliği. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Gözlemleriniz önemli…

Ahmet Şerif İzgören: İş Sağlığı ve Güvenliği deyince öncelikle aklıma madencilik geliyor. Sanırım ülkemizde bu anlamda çok kazalar ve acılar yaşandığı için. Dünya’nın bu alanda en iyi ülkesi Almanya’da bile maden hassas bir konu iken ve tamamı devlet kontrolündeyken Türkiye’de madencilik 2004 yılından sonra taşeronlaşmaya açıldı. Kazalar ve ölümler arttı. Almanya’da 40 yıllık süre zarfında hiç kaza meydana gelmedi 2013 yılında 3 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan kazanın ardından ülke maden ocaklarını kapatmak istediğini açıkladı.

Bu konuyla ilgili çok önemli bir ayrıntı daha eklemek istiyorum. Garip akımının kurucusu şair Orhan Veli Kanık, henüz 36 yaşındayken belediyenin açtığını bir çukura düşerek hayatını kaybetti. Şayet 70 yaşına kadar yaşayabilseydi belki de en güzel şiirlerini yazacak ve dünyanın en önemli şairi olacaktı. Yaşanan tüm bu gerçekler ülkemizde geçmişten günümüze bazı şeylerin maalesef değişmediğinin somut göstergesi.

 

SM Türkiye:  Peki İzgören Akademi’nin başarısı hakkında neler söylemek istersiniz?

Ahmet Şerif İzgören: Yıllardır bildiğimiz,sevdiğimiz işi yapıyoruz. Türkiye genelinde Bursa, Kocaeli, Kayseri, Antalya, İzmir gibi şehirlerde toplam 8 tane bölge temsilciliğimiz var. Tam zamanlı bizimle olan 25 değerli eğitmenimiz var. Yaptığımız iş tam anlamıyla verimlilik danışmanlığı. Aynı kategoride hizmet veren ABD menşeili firmaları geçtiğimizi söyleyebilirim. 23 yıl önce bu şirketi kurduğumuzda 1 ay sonraki maaşları nasıl ödeyeceğimizi bilmiyorduk. Son dönemde bir teknoloji şirketi kurduk o önemli diye düşünüyorum. Her fırsatta teknolojinin önemini anlatıyoruz çünkü. 1-2-3 dakikalık eğitimler hazırladık. İnsanlar serviste giderken de izleyip, bilgi sahibi olabilirler. Şu aralar ona yoğunlaşıyoruz.

 

SM Türkiye:  Peki işin haricinde neler yapıyorsunuz? Hobileriniz var mı?

Ahmet Şerif İzgören: Kendime vakit ayırmaya çalışıyorum. Bu 23 yıllık zaman dilimi içerisinde bir kere çektim gittim, 1 yıl uzaklaştım, aileme vakit ayırdım. Onun haricinde nefes terapisi ve dalış yapıyorum yıllardır. Bahçe işleri, ağaç yetiştiriciliğine karşı ilgim var. Kitap okumayı profesyonelce yapıyorum. Çok kitap satın alıyorum.

 

SM Türkiye:  Karaoklar Projesi de yine sizi heyecanlandıran çalışmalarınızdan bir tanesi. Neler yapıyorsunuz proje kapsamında?

Ahmet Şerif İzgören:  Aslında her şey 90’lı yıllarda köylere adım atan takım elbiseli, eğitimli satışçıların “bakın bu sizin yetiştirdiğiniz meyve, bu da bizim ilaçlarımızı kullanırsanız elde edeceğiniz meyve” diyerek, devasa hormonlu ürünlerini çiftçilere göstermeleriyle başladı. Bir süre sonra yabancı firmalara bağımlı hale gelen köylü kimyasalsız ve genetiği bozulmuş tohumlar olmadan üretemez duruma düştü. Kanser vakaları inanılmaz arttı. Biz önce, çocuklarımız ekolojik ve temiz gıda yesinler diye Karaoklar Çiftliğini kurduk; sonra çevremiz gerçek yumurta, meyve, salçanın lezzetini görüp talep edince çiftliği adım adım büyüttük.

Burada hiç kimyasal kullanılmıyor ve çıkan sonuç 0.0 kimyasal. Bu oran Dünya Ekolojik Tarım Örgütü’nün kabul ettiği oranın çok daha altında. 5-6 yıl önce biz burada projeye başladığımızda hiç tarım yapan yoktu. Şu anda ise 319 tane sertifikalı organik tarımcı var. 300 köylü çocuğu projenin odağında. Sürekli eğitimler devam ediyor, badem ağaçları dikiliyor. Profesörler geliyor, bu işi Avustralya nasıl başardı onu anlatıyorlar.

Üreticileri eğiterek bölgede genetiği oynanamamış tohumlarla, yerli ırkları koruyarak üretim yapıyoruz. İlaçsız, kimyasalsız üretimi öğretiyoruz. Tüm bölgeyi “Organik Tarım yapar” hale getirip gençlerimize istihdam ve fırsat sağlıyoruz. Yabancı ilaç tekellerini bölgeden çıkarıp, gıda ithalatının azalmasını ve ihracatın artmasını sağlıyoruz. Çocuklarımızın kanser olmasını önlemek için çaba gösteriyoruz. “Bizim buralarda olmaz, Bizim ülkede olmaz’’ lafını unutturup, üretim kültürümüzü canlandıracağız.

 

 

*Bu röportaj Safety Management Türkiye Yayın Koordinatörü “Mehtap AKBAŞ ÇİFTCİ” tarafından yapılmıştır.

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.