EVİMİZ DEPREM GÜVENLİ Mİ?

Binat İletişim & Danışmanlık, Yük. Mimar – Kurucu Ortak, Banu Binat:

Bir insanın hayatı boyunca satın aldığı en pahalı şey herhalde evidir. Satın almayıp, kira ödeseniz de bütçenizin en büyük kalemidir bu kira tutarı. Ama yaşadığınız yeri kıymetli kılan sadece bu değildir; evin içine “kendi hayatımızı” ve “sevdiklerimizin hayatını” koyarız, ona güvenerek içinde huzur buluruz. Peki, bu kadar önemli ve değerli bir şeyi seçerken nelere bakmalı ve nasıl karar vermeliyiz?

 

Basit bir teknolojik alet aldığımızı düşünelim. Bütün özelliklerini muadilleri ile karşılaştırırız; garanti belgesi olmadan da hiç bir ürünü almayız. Ev seçerken de bu kadar özenli olmalıyız. Bir evin güvenli, sağlam ve sağlıklı olması vazgeçilmez ilk şartlar olmalıdır. Bu şartlar varsa, her birey kendi estetik değerlerine, yaşam şekline ve beklentilerine göre karar verebilir. Herkesin yapı konusunda uzman olmasını bekleyemeyiz ama hayati önem taşıyan bu özelliklerin sağlandığından emin olunması gerekliliğinin altını çizmeliyiz.

Bir evin doğal afetlere ve kazalara karşı güvenli olması aranılacak birinci şarttır. 1999 depremi bu konuda toplumda büyük bir farkındalık yarattı. Yasalar, zorunluluklar da bu dönemde değiştirildi, sektörün önde gelen pek çok dernek, birlik vb. kurumları da yeni yasal düzenlemeleri destekleyecek çalışmalar yaptı. Yine de sorumluluk bireylere düşüyor: Yaşayacağı yere karar verirken gereken güvenlik koşullarının sağlanıp sağlanmadığını herkes kendisi kontrol etmek zorunda.

Şunu unutmayalım: “Her şey temelden başlar.” Binanın nasıl bir zeminde inşa edildiği çok önemlidir. Zemin etüdü raporunu görmek ve incelemek, yapılacak ilk iştir. Zeminin durumu, dere yatağına yakınlığı vb. özelliklere dikkat edilmelidir. Zemin güvenli ise ya da zemin koşullarına uygun bir inşaat yapıldıysa bakılacak ikinci şey temel yalıtımı olmalıdır. Zira bir bina temelinden yalıtılmadıysa, kısa bir süre içinde zeminden nem alarak çürü-meye başlar. Bunun da iki sonucu vardır:  Küf binada yaşayanlar için ciddi sağlık sorunları yaratır ve de binanın taşıyıcı sistemine zarar vererek depreme dayanıksız hale getirir. Korozyonun 99 depreminde hasar alan binalardaki en önemli sebeplerden biri olduğu gözlemlenmiştir.

Bir sonraki sorgulanacak adım binanın strüktürünün sağlamlığı olmalıdır. 99 depreminden sonra bu konuda geniş önlemler alınmış, standartlar belirlenmiştir. Karar verilen binanın beton standartları kontrol edilmelidir. Binanın strüktürü çelik veya ahşap ise de dayanım değerleri incelenmelidir. Çeliğin yangın dayanımı zayıf olduğu için nasıl önlem alındığı bu tip strüktürlerde çok önemlidir.

Binanın sağlamlığı konu olduğunda taşıyıcı sistemi kadar dış kabuğu da çok önemlidir. Dış cephelerdeki malzemelerin yanıcı olmaması, binanın ne-fes almasına imkan veren malzemelerden yapılmış olması gerekmektedir. Burada karşılaşılan en önemli sorun yanlış malzeme ile yapılan manto-

lamalardır. Yanıcı malzeme ile yapılan mantolamalar, kolayca tutuşacağı ve cephe yangınına sebep olacağı için kaçınılması gereken bir seçenektir. Bu malzemeler binada çıkan yangının hızla yayılmasına sebep verirken, yanarken çıkardıkları zehirli gaz nedeniyle, yangın kontrol altına bile alınsa ciddi tehlike yaratırlar. Bu malzemeler aynı zamanda binanın nefes almasına imkan vermezler ve içeriden gelen nemli hava dışarı çıkamadıkça duvarda birikir. Bu hem küflenmeye sebep olarak binanın sağlıksız hale gelmesine neden olur hem de kısa bir sürede binanın çürümesine sebep olarak deprem dayanımını zayıflatır. Bu mantolamalar eski yapılarda karşımıza çıkarken yeni binalarda da fiyat avantajı nedeniyle tercih edilebiliyor. Mantolamada doğal, nefes alan ve yanıcı olmayan malzeme seçildiyse bu evde güvenle yaşayabilirsiniz, aksi halde patlamaya hazır bir bombanın üzerinde yaşamayı tercih etmiş olursunuz.

Binanın genel sirkülasyon alanlarının acil durumlar için güvenli bir şekilde kullanılabilir olması da çok önemli; Bu alanlar acil kaçışlara, hasta ve yaralılara ilk yardımın kolayca ulaşmasına vb. imkan vermeli.

Yaşadığımız mekanların güvenli, sağlam ve sağlıklı olması hayati önem taşır. Estetik kaygılar, değer kazanan mülkler, getirisi yüksek binalar, lokasyon, manzara, büyüklük ve diğer tüm verilere sadece ilk üç koşul sağlandıktan sonra bakmak, deprem ve doğal afetlere karşı güvenli bir yaşam kurmamızın anahtarıdır.

 

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.