Ericsson Türkiye İSG Müdürü İrem Oymak: “Önce ‘İnsan’ Güvenliği”

Yaptığım her eğitimde, her dinleyici kitlesine sorduğum ilk soru ile başlamak istiyorum yazıma ve sizlere de soruyorum. “İş Sağlığı ve Güvenliği” dendiğinde aklınıza ne geliyor? En çok aldığım üç cevabı yazıyorum; baret, size parmakla işaret eden – sanki tehdit edercesine – Önce iş güvenliği tabelası ve iş güvenliği zorunludur.

Haklılar, ben de iş sağlığı ve güvenliği profesyoneli şapkamı çıkarıp onların yerine otursaydım ben de aynı cevabı verirdim. Neden mi? İş sağlığı ve güvenliği profesyoneli olarak çalışmaya başladığım yıldan bugüne kadar katıldığım kongreler, aktiviteler, okuduğum makaleler, haberler vb. pek çok yazılı ve görsel basında iş sağlığı ve güvenliği bu şekilde önümüze sunuluyor ve ne yazık ki bunu yapan da meslektaşlarımla biziz. Ülkemizde 2012 yılında ilk kez İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yayınlanması ile birlikte hepimizin odaklandığı ilk yer organizasyonun en altı yani tabiri caiz ise mutfağı oldu. Daha büyük pencereden baktığımızda da üretime odaklandık. Diğer yapılan tüm işleri iş olarak görmedik de sanki üretimdi sadece iş, bizler oraya odaklandık. Dolayısı ile iyileştirmelere de oradan başladık. Bireysel korumalardı ilk uygulamalarımız, baret takalım, ayakkabı giyelim, gözlüklerimizi unutmayalım vb. Sonra baktık ki yetersiz kalıyor, makinalara, proseslere yöneldik, prosesleri iyileştirmeye başladık. Ardından tek tek proseslere değil de organizasyonun tamamına bakalım dedik. Üretime baktık, satın almaya geldik, sonra şirketin stratejisi ve derken şirketin politikası ile en üst noktaya eriştik.  Aslında ne oldu bizden çok önce İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmalarına başlamış kültürlerin oluşturduğu korunma yöntemleri prizmasını bizler yaşayarak öğrendik. Artık son yıllarda hepimizin dilinde ve gündemde İSG Kültürü kavramı dolaşır oldu.

Peki nedir bu İş Sağlığı ve Güvenliği kültürü? Bu konuyla ilgili sayısız makaleler, yazılar okuyabilirsiniz, çok kıymetli hocalarımız, uzmanlarımız bu kültürün oluşturulması, kültürün anlamı ile ilgili bizlerle yöntemler paylaşıyorlar, yol haritaları çiziyorlar. Hepsi birbirinden kıymetli ve uygulamaya aldığınızda ama gerçekten özümseyerek uyguladığınızda bu kültürün oluşumunu görebiliyorsunuz. Ben de naçizane sizlerle kendi çalışma hayatımda edindiğim tecrübelerle iş sağlığı ve güvenliği kültürünü oluşturmak konusundaki bakış açımı ve yöntemimi paylaşacağım.

Benim için iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulmasında başlangıç noktası: İnsan Güvenliği.  Nedir bu İş sağlığı ve güvenliğinin amacı? Özetle bizlerin güvenli çalışma ortamlarında, sağlığımızı bozmadan çalışarak evlerimize sağlık ve güvenlik bütünlüğümüz ile dönmemizdir. Bu cümledeki biz kimiz? Çalışanız, patronuz, işçiyiz, asistanız, genel müdürüz, operatörüz, şoförüz, bakkalız, doktoruz vs. yani biz kimiz? Biz insanız. İş o nedenle bu kültüre ben İş Sağlığı ve Güvenliği kültürü demektense İnsan Sağlığı ve Güvenliği Kültürü demeyi tercih ediyorum.

Yine eğitimlerinden bir örnek vereceğim. İlk sorduğum sorudan sonra cevaplarımı alıyorum ve şöyle devam ediyorum; Önce İş Güvenliği Değildir. Tabii dinleyicilerde son derece şaşırmış bir yüz ifadesi oluşuyor ve devam ediyorum. İş olacak önce, yapılacak bir iş ve bizler bu işlerin güvenli yapılmasının yöntemlerini belirleyip işleri öyle hayata geçireceğiz, bu işleri planlarken, hatta daha fikir aşamasında iken insanı düşüneceğiz. Önce İnsan! Neden iş yapıyoruz? Pek çok farklı cevap da alabilirim bu soruya ama esas amaç yaşamlarımızı idame ettirmek için para kazanmak. Yine nereye geliyoruz, insan. O halde nereden başlamak lazım bu kültürü oluşturmaya? İnsan güvenliğinden. En doğal hakkımız olan güvenli yaşam hakkımızdan yola çıkmak gerekiyor. Ne yaparsak yapalım, spor yapalım, yemek yapalım, sanat yapalım vb. her zaman güvenliğimizi gözeterek yaparız değil mi? Bunu istemsiz olarak yapıyoruz. Kim canını tehlikeye atacak bir hobi yapıyor – elbette bazı hobiler riskli olmakla beraber bunu yapan profesyoneller gerekli tüm önlemleri alıyorlar –, kim canını tehlikeye atacak bir yemek yapıyor veya resim yapıyor. Çok farklı örnekler veriyorum çünkü gelmek istediğim nokta şu; Yaşamsal aktivitelerimizi ve/veya sevdiğimiz, bizleri insan olarak besleyen ihtiyacımız olan aktiviteleri yaparken yaratılışımız gereği güvenliğimizi ve sağlımızınım hep gözetiyoruz, peki neden bunu işimizi yaparken yapmayalım? Neden iş yapmayı diğer yaşamsal aktivitelerden ayrı tutuyoruz? Önce iş sağlığı ve güvenliği değil önce sağlığımız ve güvenliğimiz. Hatta bu bir öncelik de değil bu zaten doğamızın bir parçası. Bir öncelikten ziyade içgüdüsel bir davranış. Bunu benimsersek ve işlerimizin de aynı bir hobimiz, yaşamsal faaliyetimiz olduğunun farkına vararak yaparsak güvenli çalışma içgüdü olarak gelecektir. Ben bütün çalışma ekiplerime bunu anlatıyorum ve bunun farkına varmaları için çalışmalar yapıyorum.

Elbette bu konuda çok çeşitli yorumlar geliyor. İş bir mecburiyet, iş ile hobi karşılaştırılır mı? İşi mecburiyet olarak görmekten çıkmalıyız ve aynı şekilde iş sağlığı ve iş güvenliğini de mecburiyet olarak görmekten, böyle yansıtmaktan kaçınmalıyız. Hepimizin çocukluğunda şu diyalog geçmiştir; önce ellerini yıka sofraya öyle otur! Peki kaçımız banyoya gidip ellerimizi gelişi güzel yıkayıp hatta bazen yıkamadan sadece yıkar gibi yapıp sofraya döndük? Ben yaptım ve bence benim gibi yapanların sayısı da az değildir. Neden? Çünkü önce onu yap, sonra bunu gibi emir ifadeleri yine insan doğamızda bir karşı koyma içgüdüsü oluşturmaktadır. Farklı ifadeler, emirden ziyade örnek davranışlar, hayatımızın içinde doğru noktaya yerleştirmeler ile bu öğretileri Kabul etmek ve uygulamak çok daha kolaydır ve kalıcı olmaktadır.

Sizlere bu yazımda farklı bir bakış açısı sunmaya çalıştım. Kendim bu uygulamaları yaparak profesyonel hayatımda gerçekten bir sağlık ve güvenlik kültürü oluşturduğumuzu gözlemledim. Hep beraber çok daha sağlıklı ve güvenli bir kültürü oluşturacağımıza yürekten inanıyorum. Yeter ki unutmayalım, önce İNSAN!

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.