Brıtısh Safety Councıl’den Güncel Sağlık ve Güvenlik Haberleri

Sağlıklı, varlıklı ve akıllı

Çalışan sağlığı ve refahı, büyüklüğü ne olursa olsun, tüm işletmeler için önemlidir.

Sağlıklı ve motive bir ekip, bir işletmeye başarılı olması için gereken temel gücü ve direnci sağlar. Ancak, genellikle daha büyük kuruluşların sahip olduğu kaynaklardan yoksun olan küçük şirketler için, çalışan sağlığı ve refahına öncelik vermek zor olabilir.

Hastalık izni ile, 2017 yılında Birleşik Krallık’ta 131 milyon iş günü kaybedildi. Ulusal İstatistik Bürosu’na göre, kas iskelet sistemi sorunları ile beş günde bir gün (28 milyon) ve stres veya depresyon ve kaygı sorunları ile de on günde bir günden fazla (14 milyon) gün kaybediliyor.

Hastalıkları veya yaralanmaları her zaman önleyemeyiz, ancak yöneticilerin çalışanların fiziksel ve psikolojik refahını korumak ve artırmak için atabilecekleri adımlar mevcut. Ve bunun için yüklü bir bütçe ya da bu konuda tehlikeli girişimler yapmak gerekmiyor.

Küçük adımlarla veya ayarlamalar ile başlayın ve somut bir fark yaratacak çalışan sağlığı ve refahı alanlarına odaklanın. Çalışma alanını konforlu bir ortam haline getirin, çalışanların uygun zamanlarda işleri molalarla dengelemelerini sağlayın ve insanların nasıl olduğunu, nasıl hissettiğini öğrenmek için günlük olarak buluşmalar düzenlemenin bir yolunu bulun.

Olumlu ve destekleyici bir işyeri kültürü oluşturmak ve teşvik etmek, çalışma alanını sağlıklı, mutlu ve üretken bir yer haline getirme konusunda işletme sahiplerinin çok yol kat etmesine – ve çalışanların size ve işletmeye en iyi şekilde hizmet etmelerini sağlamaya yardımcı olacaktır.

İşyeri sağlığı ve refahını desteklemenin pratik ve uygun maliyetli yollarını vurgulamak için AXA PPP healtcare; sağlık teknolojisi, güzellik, ve yenilik sektörlerinde başarılı küçük işletme sahipleri ile bir araya gelerek onlar için neyin işe yaradığına dair bir rehber oluşturdu.

 

Çalışanlarınızı riske atıyor musunuz?

Kevin Williams

Solunum Hizmetleri Müdürü, ARCO

Araştırmalar, solunum koruyucu donanım kullanan kişilerin yüzde 50’sinin hala zararlı maddeler soluyor olabileceğini gösteriyor.

Her yıl 30.000 Birleşik Krallık çalışanı solunum ya da akciğer problemi yaşıyor ve 12.000 kişi işyerinde zararlı maddelere maruz kaldıkları için uzun süreli solunum hastalıklarından dolayı ölüyor.  Doğru kullanılan ve doğru takılan doğru solunum koruyucu donanım, bu ölümlerin büyük bir çoğunluğunu önleyebilir. Fakat araştırmalara göre  solunum koruyucu donanım kullanıcılarının yüzde 50’si solunum koruyucu donanımına rağmen, her gün işyerinde zararlı maddeler soluyor olabilir. İşletmeler için, özellikle yüksek riskli endüstrilerde çalışanlar için, çalışanların sağlığı ve güvenliği en önemli konu. İşletmeler sadece çalışanlarını düşünmekle değil, aynı zamanda kendilerini finansal sonuçlardan korumakla da yükümlü.

Çalışanların refahını birinci öncelik halie getirmekte başarısız olmak, 1.200 sterline kadar para cezaları ve hatta hapis cezası da dahil olmak üzere ciddi sonuçlara yol açabilir.

İdeal senaryoda, çalışanlar potansiyel olarak tehlikeli maddelere maruz bırakılmamalıdır, fakat bunu sağlamak her zaman kolay olmadığı için solunum koruması sağlanmalıdır. Bununla birlikte, İngiltere’deki çalışanlara sağlanan kişisel koruyucu donanımların yarısı bile yeterli koruma sağlamazsa, çalışanlar uzun süreli hastalıklara sebep olabilecek tehlikeli maddelere maruz kalır.

‘‘Bildirilen akciğer hastalığı vakalarının sayısı 2014’ten bu yana artış eğiliminde’’

Akciğer hastalığına dair raporlar artıyor

En son Sağlık ve Güvenlik Dairesi (HSE) istatistiklerine göre, akciğer hastalığı vakalarının sayısının 2014’ten bu yana artış eğiliminde. Gerçekten de, 2017 yılında göğüs uzmanlarının bildirdiği mesleki astım vakalarının sayısı, 10 yıl önceki raporlardaki sayılarla benzerlik gösteriyor. Endişe verici bu istatistikler, çalışanların solunum koruyucu donanım’larını nasıl kullanacaklarını tam olarak anlamalarını sağlamanın önemini ortaya koyuyor.

 

İşletmeler, hemen harekete geçerek çalışanlarını gelecekte ortaya çıkacak zararlardan ve şirketlerini ciddi maliyetlerle karşı karşıya kalmaktan koruyabilir. Hayat kurtarabilirler. Solunum koruyucu donanımı seçerken, bunun birey için uyumlu ve uygun olduğundan emin olmanın yanı sıra, dikkate alınması gereken birkaç faktör daha var:

  • Yanlış tarif: Kullanılan solunum koruyucularının tehlikeleri kontrol altında tutmak için yeterli olduğundan emin olmanın yanı sıra, bireysel kullanıcı, yapılan iş ve çalıştıkları çevre için uygun olduğundan da emin olun. Örneğin, sıkı bir şekilde surata oturan solunum koruyucu’nun aralıksız kullanım süresinin bir saatten az olması ve ardından kullanıcının bir mola vermesi önerilir. Aksi taktirde, solunum koruyucu’yu takmak rahatsız edici bir hale gelebilir bu da kişinin maskesini gevşetme-sine veya çıkartmasına sebep olabilir.
  • Yetersiz eğitim: Doğru kişisel koruyucu donanımı seçerken çalışma ortamı ve tehlikeler göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitim ve öğretim, tehlikeleri önlemede ve maruziyeti en aza indirmede büyük bir rol oynuyor. İşverenler, çalışanlarının kendi güvenliklerini sağlamak için gerekli adımlardan haberdar olduklarından emin olmalıdır. Çoğu kişisel koruyucu donanımı korunmanın arttırılmasına yardımcı olacak bazı özelliklerle spesifik olarak tasarlanmıştır, bu nedenle çalışanlar kişisel koruyucu donanımı’nı takarken bu özellikleri nasıl kullanacaklarını bilmek zorundadır.
  • Yetersiz bakım: Bakımı yetersiz bir şekilde yapılan ekipman kullanıcıları koruyamaz. İşverenler, tüm personele ekipmanın nasıl kullanılacağını, nasıl temizleneceğini, endüstri standartlarında nasıl korunacağını, nasıl giyileceğini ve ne zaman değiştirilmesi gerektiğini tam anlamıyla öğretilmiş olduğundan emin olmalıdır.
  • Düzenli oturma testi eksikliği: Solunum koruyucuları’nın sıkıca surata oturması gerekir. Surata sıkı bir şekilde oturan ekipman giyen tüm çalışanların, oturma ve sızdırmazlıktan emin olmak için yetkili bir kişi tarafından yüze oturma testlerinden geçmesi yasal olarak zorunludur. Sadece birkaç kilo vermek veya almak bile ekipmanın yüze oturmasını tehlikeye atabilir.

Solunum koruyucuları donanımı’nın nasıl kullanılacağını bilmek, onu giymek kadar önemli. İşverenlerin, solunum koruyucuları donanımı’nı tedarik etme konusuna olduğu kadar eğitime de önem vermeleri hayati önem taşıyor.

 

Empatik liderlik

David Parr

Politika ve Teknik Hizmetler Direktörü, British Safety Council

Son yıllarda, işyerinde sağlık ve refah yönetiminin öneminin farkına varılması ve kabul edilmesi memnuniyet verici bir şekilde arttı. Özellikle, zihinsel sağlığa olan etkileriyle ilişkili olarak insan için yapılan masraflar, ileri görüşlü kuruluşlar arasında daha fazla öne çıkmaya başladı.

Sağlık ve Güvenlik Dairesi (HSE) tarafından yapılan tahminlere göre,   kaybedilen çalışma günlerinin yüzde 60’ının sebebi stres, endişe veya depresyon gibi zihinsel sağlık sorunları. Bu durum, kalp hastalığı ve diyabet gibi fiziksel hastalığa yakalanma olasılığının artmasıyla ilişkilendiriliyor.

Buna ilaveten, işyeri hastalıklarının Birleşik Krallık ekonomisine olan yıllık maliyetinin yaklaşık 10 milyar sterlin olduğu tahmin ediliyor. Bu durumda, HSE’nin, kendini iyi hissetmezken ya da hastayken işe gelmek olarak tanımlanan “İşte Var Olmama (presenteeism)”nın gerçek maliyetinin bu rakamın üç katı olduğunu tahmin ettiğini düşündüğünüzde, işletmelerin neden bu soruna odaklanmaya başladıklarını anlayabilirsiniz. Kamu sektöründeki kemer sıkma politikasına, yavaş ekonomik büyümeye ve Brexit’i (Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması) çevreleyen belirsizliğe dayalı ortamı da hesaba kattığımızda, bu sorunlar, hızla değişen bir işyeri ortamı ile birlikte genel güvensizliğe katkıda bulunuyor ve sonuç olarak zihinsel sağlık sorunlarına katkıda bulunuyor.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, işyerinde refahın fiziksel açıdan güvenlikle aynı şekilde yönetilmesi gerektiği hem ahlaki hem de finansal açıdan mantıklı gelmiyor mu?

Orantılı düzenleme, sistemler ve davranışlar yoluyla proaktif risk yönetimi, uygun kaynakların sağlanması, sağlık ve güvenliğin tüm iş süreçlerine entegrasyonu ve üst düzey yönetim taahhüdünün birleşimi tüm sektörlerde güvenlik yönetiminde önemli gelişmeler kaydedilmesine sebep oldu. Modern iş yeri, reaktif yerine proaktif bir şekilde çalışanlar üzerindeki etkileri yönetmek için benzer bir yaklaşıma ihtiyaç duyan psikososyal tehlikeler yaratıyor.

İşyerinde refah ve stres yönetimi ile ilgili genel kullanıma açık standartlar olmasına rağmen, özellikle işyerinde zihinsel sağlığı üzerine özel bir mevzuatın geliştirilmesi konusunda güçlü argümanlar var.

Benim görüşüme göre, işle ilgili stres ya da zihinsel sağlık vakalarını Yaralanma, Hastalık ve Tehlikeli Durum Mevzuatı (RIDDOR) dahilinde rapor edilebilir hale getirmek iyi bir başlangıç olacaktır.

‘‘İşyerinde zihinsel sağlığı üzerine özel bir mevzuatın geliştirilmesi konusunda güçlü argümanlar var ‘‘

Ancak, işyerinde refahın proaktif yönetimi, herhangi bir kuruluştaki üst yönetim tarafından yönlendirilmelidir.

Lider olmak için herhangi bir düzeyde yönetici olmak zorunda değilsiniz, ancak kuruluş içindeki genel kültürün temel olarak üst düzey yönetim davranışlarını ve tutumlarını yansıttığına dair de hiçbir şüphe yok.

Beklenen standartlar ve destek mekanizmaları üst düzey yönetim seviyesi tarafından belirlenebilir ve kuruluşun değer ve inanç sistemine uygun kişisel standartları olan liderler genel iş yeri refahı yönetiminin kontrolünü alabilir.

Bu da, söz konusu etkinin bireyleri ve organizasyonu bir bütün olarak nasıl olumlu yönde etkileyebileceğini anlamak için gerekli duygusal zekaya sahip üst yönetimin mevcudiyetini gerektirir. Bu, işyeri refahı açısından, olumlu bir şekilde kullanıldığında güçlü bir faktör olabilir; ancak bu seviyedeki davranışlar kurum içinde yetersiz kaldığında eşit derecede zarar verici olabilir.

Bireylerin ve işletmelerin bir bütün olarak açık, empatik ve bütünsel liderlikten sağladığı faydalar ile değişen modern işyerinin sunduğu farklı türdeki tehlikelerin tanınması, aslında gerçek liderliğin göstergesidir.

 

 

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.