Haziran Ayına Özel Kitap Önerileri

Bir Yolculuk Olarak Liderlik, Prof. Dr. Acar Baltaş

1911’de İngiliz Robert F. Scott ile Norveçli Roald Amundsen arasında, Güney Kutbu’na varmak için yapılan yarış, ‘iyi liderlik’ ile ‘kötü liderlik’ arasında kıyaslama yapmak için bulunmaz fırsattır. Bir başka Güney Kutbu kâşifi Sir Ernest Shackleton’un, Antarktika’da buzlara sıkışan gemisini kaybettiği halde, tüm ekibiyle birlikte iki yıl sonra sağ olarak İngiltere’ye dönüş öyküsü de günümüz liderleri için önemli bir ilham kaynağı olmayı sürdürmektedir. Güney Kutbu’na yapılan keşif gezileri, Ortaçağ’da yeni kıtalar keşfetmeye, 1960’larda Ay’a ayak basmaya, günümüzde ise Mars’a ve Venüs’e gitme girişimlerine benziyordu. Pek çok tehlikeyle dolu bu yolculukları göze alan insanların tutkularını anlamak ve karşılaştıkları sorunlarla günümüz liderleri arasında köprüler kurmak, okuyucunun liderlik ve yönetim anlayışında büyük farkındalık yaratacak. (Tanıtım Bülteninden)

 

Çevre ve Ekoloji, Mine Kışlalıoğlu , Fikret Berkes

“Öyle bilimler vardır ki, hiç olmazsa genel kuralları ve nitelikleriyle herkesin bilmesi gerekir. Bilsek de bilmesek de, istesek de istemesek de, nasıl havanın içinde yaşıyorsak, bu bilimlerin de içindeyizdir ve bu bilimlerin yasalarına, kurallarına göre yöneltilip yaşamaktayızdır. Ekoloji de böyle bir bilimdir…
Bir bilimcinin, halklaştırılmış bir yapıt yazması, bilimsel yazmasından çok daha zordur. Çünkü bilimi halklaştırmak için, önce o bilimi gerçekten çok iyi bilmek gerekir. Dr. Mine Kışlalıoğlu’yla Dr. Fikret Berkes, uzmanı oldukları çevrebilimini ve bunu anlatacakları Türk halkını çok iyi bildikleri için, konunun dışında kalan bizim hepimizin anlayabileceğimiz ve ilgiyle okuyabileceğimiz bir yapıt vermişler.’’

 

Suyun Hikâyesi, Eşref Atabey

1906’da Pavlo Valencia altın aramak için Meksika’dan Kaliforniya’ya gitme cesareti gösterdi. Hiç suyu olmadan bir hafta hayatta kaldı; kurtarıldı ve susuzluk deneyimi kaydedildi. Bu deneyim şöyle özetleniyor: Salya koyulaşır, boğazda bir yumru oluşur, dil o kadar şişer ki adeta çeneyi sıkıştırır, boğaz o kadar kabarır ki nefes almak zorlaşır ve korkutucu bir boğulma hissi yaratır, derinin gerilmesiyle yüzde bir çekilme hissedilir, çoğu kişi halüsinasyon görmeye başlar, gözkapakları çatlar ve gözlerden kanlı gözyaşları akmaya başlar. Pavlo Valencia bulunduğunda derisi morumsu gri renkteydi, çatlamıştı ama hiç kan izi yoktu, dudakları ameliyatla alınmışçasına kaybolmuştu, burnunun yarısı pörsümüştü, gözlerinde donuk bir bakış vardı.

Dr. Fereydoon Batmanghelidj İran İslam Devrimi sırasında (1979 yılında) idamla yargılanmak üzere hapiste yatar. Hapishanedeki ilk günlerinde şiddetli kıvrandırıcı ülser ağrısı olan bir tutukluyla hapishanenin revirinde hiç ilaç olmadığı için iki bardak su verir, ağrı 8 dakika içinde geçer, daha sonra hastası 3 saatte bir 500 ml (1 küçük pet şişe ya da 2 büyük su bardağı) su içmeye devam eder, akut dönem geçtikten sonra hastaya yemekten yarım saat önce 250 ml yemekten 2.5 saat sonra 250 ml ve aralarda istediği kadar su içmesini önerir ve hasta yıllarca mide ağrısı çekmez. Batmanghelidj, hapisten çıktığı 1982 yılına kadar 3000’den fazla ülserli mahkumu sadece suyla tedavi etmiş ve sağlıklarına kavuşmuştur.

 

 

Safety Management Türkiye dergisini okumak için bize yazabilirsiniz.